TÜM HAYATIMI BİSİKLET ÇANTALARIMA SIĞDIRDIM

İşinden istifa edip kendini bisikletiyle yollara atan, bu zamana kadar İran, Tayland, Tanzanya, Güney Amerika ve son Afrika seyahatiyle beraber toplamda 15 ülkeyi bisikletiyle arşınlayan bir bisiklet tutkunu, Esra Alkan. Geçen yıl Kasım ayında yeniden yollara düşen Esra, 2012 yılında “Gelecek İçin Pedalla” projesi için 7 kıta 97 ülkeyi bisikletiyle dolaşma hedefiyle yola çıkan ve hala yolda olan Türk kâşif Gürkan Genç’i, kara kıta Afrika’da yakaladı. Gezginlerin kurduğu bir barda barmaidlik yapmış olan ve Güney Amerika’da gezdiği ülkelerden 10’unu, bu gezginlerle beraber, bir belgesel projesi için dolaşmış olan Esra’nın geleceğe ilişkin hedefi ise kendi barını açıp, istediğinde gezebileceği zamanı kendine yaratmak.

Esra, Afrika’da Gürkan Genç ile gerçekleştirdiği son turunun en akılda kalan ayrıntılarını Outdoor Fitness Türkiye için kaleme aldı.

Yazı: Esra Alkan

DSC02452Tam 88 hafta boyunca hayalini kurup, planlar yapıp da o hayale erişmenin mutluluğunu ve gerginliğini aynı anda yaşıyordum. Bagajında bisikletim olan uçağım Nairobi’ye inerken karışık duygular içerisindeydim. Arkadaşımla burada buluşup bir ay boyunca kara kıtada yol, iz olmayan, tehlikeli olduğu söylenen, kimsenin bilmediği rotalarda pedallayacaktık. Bir süredir bu tura para biriktirmek için çalıştığım işimden istifa etmiş, dönünce ne yapacağımı planlamamıştım bile.

Bir ülkeyi bisikletle emek emek, insan gücüyle geçmek son derece keyif ve heyecan verici. Bunu üç yıl önce bisikletimle İran’ı arşınlarken öğrenmiştim. Bu sefer daha deneyimli ve donanımlı olarak ve de daha çok zaman ayırarak, içime daha çok sindirerek yaşayacaktım. Planım İstanbul’dan Kenya’ya uçup başkent Nairobi’de bisikletiyle dünya turu yapmakta olan arkadaşım Gürkan Genç’le buluşup onunla yol yapmaktı. Rotamız net değildi, yol şartlarına göre doğaçlama gelişecekti. Fakat hedefimiz Kenya, Tanzanya ve Tanzanya’ya bağlı Zanzibar Adası’nı pedallamaktı. Her gün tahminen yol ve iklim koşullarına bağlı olarak seksen ile yüz kilometre civarında yol yapacaktık.

Oraya vardığım gün büyükelçilikte 29 Ekim resepsiyonuna katıldım. İlk günümde Kenya’da Türk yemekleri ve müzikleriyle karşılanmak ilginç oldu. Birkaç gün hazırlıkları tamamlamak için şehir merkezinde kalıp, biraz da şehri keşfettik. Nairobi Ulusal Müzesi’ni ziyaret ettik. Nairobi bisiklet grubuyla küçük bir şehir turu yaptık. Tur sonrası Gürkan ile elçilikte bir konferans düzenlendi. Güzel bir buluşma oldu. Bu sohbetten sonra 15-20 yaş grubundan oluşan Nairobi’li gençlerin hayat görüşlerinin ve gelecekteki planlarının değişmiş olduğuna eminim! Dünyayı bisikletle dolaşmanın, bir macera, bir yaşam felsefesi olması dışında insanlarla iletişim kurma becerisini de ne kadar geliştirdiğini fark ettim.

G0011871

Nairobi’ye varışımın dördüncü günü şehir dışına, ormana tura çıktık. Burası milli park veya parayla girilebilen bir alan değildi. Hayvanların doğal ortamında yaşadığı bu bölgede zebra, zürafa, ceylanlar ve yabani domuzlar görebildik. Bir zebranın fotoğrafını çekebilmek için ona iyice yaklaştığımda, onunla bir süre birbirimize bakarak kilitlendiğimiz birkaç saniye adeta büyülendim. Ertesi gün son hazırlıklarımızı tamamlayıp, bisikletlerimizi yükleyip, 45 kiloluk yükle yola çıktık.

Rotamızı şu şekilde planladık: Kenya – Tanzanya sınırına, Masailerin yaşadığı ve adına Masai bölgesi anlamına gelen “Masai Mara” üzerinden ulaşıp, Tanzanya topraklarındaki Kilimanjaro Dağı’nın etrafını pedallayarak geçtikten sonra, rotamızı güneye çevirip okyanusa varmak ve oradan da karşıya Zanzibar Adası’na geçmek. Bu süre boyunca da mümkün olduğunca çadırda konaklayarak, hem giderlerimizi azaltmak hem de bu sayede Afrika’nın yabani doğası ve insanlarına daha yakından temas etmek istedik.

Yola çıkışımızın ve büyük şehri geride bırakışımızın üçüncü günü görmek istediğim Afrika’yla sonunda karşılaştım. Uçsuz bucaksız savanlar, marula ağaçları, Masailer, tüm gün yerel kıyafetleri ile dolaşıp, sonra da üniformalarını giyip okula giden çocuklar, çobanından dört yaşındaki çocuğuna kadar İngilizce konuşan insanlar… Afrika beni her günümde şaşırttı ve IMG_20151031_200927mutlu etti.

Birçok insan Masai bölgesinde seyahat etmenin tehlikeli olduğunu söyler. Masailer hayvancılıkla geçinen yarı göçebe bir toplum. Küçük dal parçaları ve sığır dışkılarıyla yapılan tek gözlü kulübelerde yaşayan Masailer, dini törenlerde büyük ve küçükbaş hayvanların kanını içmekteler. Masailer için kan çok önemlidir; yaşamı, hayatta kalmayı simgeler. Cenazelerini gömmek yerine doğaya bırakan; vahşi, inatçı, güçlü ve savaşçı özellikleriyle tanınan Masailer, misyonerler tarafından barbar oldukları gerekçesiyle ve köle ticaretini yaygınlaştırmak için Hıristiyanlaştırılmaya çalışılmışlarsa da bu girişim başarısız olmuş. Erkeklerin 18, kızların ise 16 yaşında evlenmeye başladığı Masai köyünde, erkeklerin büyüdüklerini kanıtlamak için yaptıkları aslan avları, aslan popülasyonunun tehlike altında olması nedeniyle Kenya hükümetince yasaklanmış.FB_IMG_1450435086470

Şanslıyız ki bu bölgede Masailerin hayvanları satmak için toplandıkları bir hayvan pazarıyla karşılaştık. Bu sadece belirli günlerde kurulan bir pazar. Rengârenk kıyafetleriyle Masailer, koyu tenleri ile oluşan kontrast yüzünden bu kıyafetler içinde çok güzel görünüyorlar. Tesadüfen tanışıp Türkiye’den geldiğimizi öğrenen bir adam bizi şaşırtarak Türkiye’nin siyasi gündeminden bahsetti. Bırakın siyasetini, Türkiye’nin haritadaki yerini bilen bir insanla karşılaşmak bile bir mucize burada.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*