SUYUN HAYALETİNE YOLCULUK: ERZURUM ULUSLARARASI BUZ TIRMANIŞ FESTİVALİ

Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası buz tırmanış festivali Erzurum’da bu yıl ikinci kez gerçekleşti. Dünya Dağcılık Federasyonu (UIAA) bünyesinde dünya kupası seviyesinde yarışmaları olan ve olimpik bir dal olma yolunda ilerleyen buz tırmanış sporunun Türkiye’deki ilk göz ağrısı ise Erzurum’un soğuğuyla donarak devleşip ikinci karakterine bürünen şelaleler…

20150101225DII5389

Erzurum Valiliği ve Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürlüğü’nün desteği, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin sponsorluğu ve ATAK kulübünün teknik uygulayıcısı olduğu festival, geçen yıl bir dalış kazasında hayatını kaybeden dağcı Emrah Özbay’ın anısına, bu yıl “Emrah Özbay Uluslararası Buz Tırmanış Festivali” adıyla gerçekleşti. 2015 yılında birincisi gerçekleştikten hemen sonra Dünya Dağcılık Federasyonu UIAA tarafından 2015 yılı faaliyet programına alınan festivale bu yıl dünyanın 10 ülkesinden 144 sporcu katıldı. Rusya, Kırgızistan, Polonya, Portekiz, İspanya, Slovenya, İran, Romanya ve İtalya’dan gelen dağcılar yükseklikleri 20 ile 300 metre arasında değişen şelalelere tırmandılar.

Dünya basınında oldukça fazla yer alan festival sayesinde Erzurum bölgesinin tırmanış potansiyeli tüm dünyadaki dağcılık camiası tarafından bilinirlik kazanmış oldu. Festivale katılan ve organizasyona önemli katkıları bulunan Türk dağcılar arasında; Everest’e farklı rotalardan iki kez zirve yapan, dünyadaki 14 adet 8000 metrelik dağın 11 tanesine tırmanan tek Türk Tunç Fındık, Everest’e tırmanan ilk Türk kadın Eylem Elif Koç, Doğan Palut, Anıl Şarkoğlu, Bora Maviş ve daha pek çok isim bulunuyor.  Tüm bu isimler bir kenarda dursun, festivale damgasını vuran bir ikili var ki; Rus sporcu Marina Abildeava ve henüz bir yaşındaki oğlu Nikita. Rusya’da Jeoloji ve Mineraloji Enstitüsü Rusya Bilim Akademisi Sibirya Şubesi’nde araştırma görevlisi olup, dağcılık, kaya tırmanışı, triathlon, kayak, koşu ve paraşüt gibi diğer spor branşları ile aktif olarak ilgilenen 26 yaşındaki Marina, 2008 yılında dört aylık hamileyken kuzey kutbunu yürüyerek tur kayağı ile geçen en genç kadın dağcı olarak biliniyor. Sporun çocuklarıyla arasına mesafe koymasına izin vermeyen Marina’nın, bu sene Erzurum’a gelirken yanında getirdiği yol arkadaşı 1 yaşındaki oğlu Nikita festivalin en genç katılımcısı oldu.

Türkiye’deki dağcılık sporunun çok önemli bir kademe atlamasına büyük katkıda bulunan festivalin organizatörü, Atak Arama Kurtarma ve Doğa Sporları Kulübü Başkanı Çetin Bayram ile dağcılık ve buz tırmanışının ayrıntılarını da konuştuk: “Dağcılık sporu, gerekli tedbirler ve doğru eğitim alınmadığı takdirde, içerisinde hayati riskler taşır. Buz tırmanış sporunda ise bu riskler iki katına çıkıyor. Hava sıcaklığındaki ani düşüş neticesinde akış hareketini kaybeden suya tırmanmak farklı bir iç denge gerektirir. Tüm bu risklerle dağcılık bir spordan çok daha fazlasıdır; doğayı ve müthiş dengesini gördükçe aslında ne kadar küçük bir zerre olduğumuzu hatırlatan bir içsel yolculuktur. Buz tırmanışı veya donmuş şelale tırmanışında tırmandığımız nesne de aslında canlıdır. Öyle ki, metal kazmalarımızı ve tırmanış kramponlarımızı sapladığımız o sert buz aslında hava soğuduğu için akışına ara vermiş sudan başka bir şey değildir. Siz tırmanırken bile, hava ısınmaya başladığında tekrar hareketlenmeye başlar. Eğitim ve tecrübe de burada devreye girer ve doğru karar vermeniz hayatta kalmanızı sağlar. Doğru zamanlama, tırmanış süresini doğru tahmin, hava durumunu takip, kısacası bizim ‘buzu okumak’ dediğimiz süreç ortaya çıkar. Hayalet şelaleler adını verdiğimiz bu dev donmuş sular, yaz aylarında da aynı yerlerinde mütevazice durup akan ancak doğunun meşhur soğuğunu görmeden ikinci dev karakterlerini ortaya çıkarmayan küçük su akıntıları aslında. Erime ve donma olayının geçirimsiz kayaçlar üzerinde olmasından dolayı giderek kalınlaşmakta ve adeta bizi çağırmaktalar.”

Kaynak: Çetin Bayram

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*